diyaliz merkezi
E-Posta Listemize Katılın
Yeni Ürünler


Sıvı Alımı ve Tuz

Hemodiyaliz hastaları mutlaka tuzsuz diyete uymalıdırlar. Tuzsuz diyete yeterince uyulmadığında hastada kaçınılmaz olarak susama hissinin artması nedeni ile su alımı da artacaktır. Günlük sıvı alımının (yemekle birlikte alınan dahil) cıkardığı artı 500 cc yi geçmemesi amaçlanmalıdır. Su kilosu olarak ifade edilen günlük tartı artışının 1 kg'ı aştığı durumlarda, hipertansiyon gelişmesi, kalpde büyüme ve ileri dönemlerde kalp yetersizliği ortaya çıkmaktadır. Hemodiyaliz hastalarında en önemli yaşam kaybı nedeninin kalp hastalıkları olduğu göz önüne alındığında tuzsuz diyet ve sıvı alımının kısıtlanmasının önemi ortaya çıkar. Ayrıca diyaliz aralarında fazla kilo alımı nedeni ile diyaliz sırasında aşırı kilo çekilmesi durumunda, tansiyonda düşme, göğüs ağrısı gibi birçok yan etki ortaya çıkar. Bu durum özellikle diabet ve koroner damar hastalığı olan hastalar için daha da önem taşır. Diyaliz sırasında tansiyonun düşmesi etkin diyaliz süresinin kısalmasına yol açmakta ve yetersiz diyalizin en önemli nedeni olmaktadır


Protein ve Kalori Alımı

Diyaliz hastaları normal sağlıklı bireyler kadar günlük kalori almalıdır (35 kcal/kg/gün). Bu şekilde hastaların zayıflamadan, enerji bilançosu normal kalacak şekilde şikayetsiz olarak yaşaması mümkündür. Hemodiyaliz hastalarının diyetinde yapılan önemli yanlışlıklardan biri, diyaliz öncesi dönemde hastalara önerilen düşük proteinli diyete diyaliz döneminde de devam edilmesidir. Oysa ki hemodiyaliz sırasında protein yıkımında bir miktar artış ve proteinlerin yapıtaşları olan aminoasitlerin önemli ölçüde kaybı söz konusudur. Hastalardaki protein kısıtlaması beslenme bozukluğuna ve sonuçta çeşitli infeksiyonlara karşı vücut direncinde azalmaya neden olur. Diyaliz hastalarında beslenme bozukluğunun ölüm oranını artırdığı gösterilmiştir. Bu nedenle hastaların yeteri kadar proteini, büyük kısmını da yağsız et, yumurta ve balık gibi yüksek biyolojik değerli protein kaynaklarından almaları önerilmektedir

Potasyum

Hemodiyaliz hastalarının mutlaka uyması gereken diyet kısıtlamalarından biri de potasyum kısıtlamasıdır. Diyette geçici süreli küçük potasyum kaçamakları bile kan potasyum düzeylerinde son derece tehlikeli yükselmelere neden olur. Kan potasyum düzeyleri 6-6.5 mEq/1'nin üzerinde olduğu zaman, kalpde ritm ve ileti bozukluklarına yol açarak ani ölümlere neden olabilir. Hemodiyaliz hastalarında aniden gelişen güçsüzlük,titreme, bacaklarını hareket ettirememe, nabızda yavaşlama durumlarında kan potasyum düzeylerinde aşırı bir yükselme düşünülmeli, hasta hemen hemodiyaliz merkezine başvurmalı ve gereğinde acil hemodiyaliz uygulanarak serum potasyum düzeyleri düşürülmelidir. Potasyum kalp ve solunum kasları da dahil kas ve sinirler üzerine olan bu öldürücü yan etkileri hakkında merkezimiz hastalarını sürekli bilgilendirmektedir

Fosfor

Hemodiyaliz hastalarının diyetinde kısıtlanan önemli maddelerden biri de fosfordur. Kan fosfor düzeylerindeki artış, kemiklerdeki yıkımı artıran paratiroid aşırı salgılanmasına neden olmaktadır. Bu durum uzun dönemde kemiklerde kırıklar ve eğrilmelere neden olarak sıkıntı veren yan etkilere neden olur. Ayrıca serum fosfor düzeylerindeki uzun süreli yükseklikler, bunların kalsiyum ile birleşerek deride, kaslarda ve daha da önemlisi damar duvarlarında birikmelerine, damar tıkanıklıklarına neden olup, iyileşmeyen yaralara ve ağrılara neden olabilmektedir. Son yıllarda, damar duvarı kireçlenmelerinin kalpi besleyen damarlarda da oluştuğu ve bu grup hastalarda koroner kalp hastalığı ve kalp krizine neden olduğu ileri sürülmektedir. Bu nedenle diyetle fosfor kısıtlaması ve kan fosfor düzeyinin 5-5.5 mg/dl civarında tutulması son derece önemlidir. Gerekirse fosfor bağlayıcı ilaçlar (kalsiyum karbonat, kalsiyum asetat, alüminyum tuzları) kullanılmalıdır

Kan fosfor düzeyini düşürmek için kullanılan alüminyum tuzlarının, uzun dönem kullanımda kemik metabolizması, kan yapımı ve beyin fonksiyonları üzerinde olumsuz etkileri mevcuttur. Bu nedenle fosforu düşürmek amacı ile kalsiyum tuzları tercih edilmelidir. Ancak, gerekli durumlarda hekim kontrolünde alüminyum tuzları geçici süre ile kullanılabilir. Ayrıca, diyetle alınan fosfor miktarını düşürmek amacı ile hastalar fosfordan zengin gıdalar (süt ve peynir, yoğurt gibi süt ürünleri, karaciğer, fındık-fıstık, baklagiller ve kolalı içecekler) hakkında bilgilendirilmelidir

Yağlar ve Özellikle Kolesterol

Hemodiyaliz hastalarında ateroskleroz normal kişilere göre daha hızlanmıştır. Bu nedenle kolesterolü 200 mg/dl'nin üzerinde olan hastalarda düşük kolesterollü diyet önerilmelidir. Kolesterol bitkisel gıdalarda yoktur, sadece hayvansal kaynaklı yağlarda bulunur. Yumurta sarısında da yüksek oranda kolesterol bulunur, ancak yumurta akı hemodiyaliz hastalarında güvenle kullanılabilir ve zengin bir protein kaynağıdır. Kolesterol miktarını düşürmek amacı ile yemeklerde tereyağı yerine zeytinyağı, mısırözü veya ayçiçek yağı gibi bitkisel sıvı yağlar tercih edilmelidir

Vitamin ve mineraller

Vitaminler (folik asit, B1, B2, B6, B12 gibi B grubu vitaminler, C vitamini) ve değişik mineraller (magnezyum, çinko, iyot, flor vb.) organların sağlıklı çalışabilmesi açısından gereklidir. Hemodiyaliz sırasında bu mineral ve vitaminlerin pek çoğu vücuttan uzaklaşmaktadır. Bu nedenle kaybedilen bu vitamin ve minerallerin, başta folik asit, B grubu vitaminler ve C vitamini olmak üzere diyaliz sonrası alınması gerekmektedir

Diyaliz hastalarında A vitamini zararlı olabileceğinden, hekime sormadan kullanılmamalıdır.

Hastalara diyetlerinin verilmesi ve izlenmesi açısından ideal olarak her diyaliz merkezinde bir diyet uzmanı bulunmalıdır.